Mecit Ünal

TÜPRAŞ’ı kim çok para verirse alsın (mı) !

TÜPRAŞ’ı kim çok para verirse alsın (mı) !Bir ülkenin yanlış politikalar yürütülerek nasıl özünden koparıldığını anlatan bu yazıyı 25 Ocak 2006 tarihinde kaleme almıştım. Şimdi sizlerle paylaşmak istedim. yorum ajansı…

TÜPRAŞ’ı kim çok para verirse alsın (mı) !

Bir ülke düşününki; üretim ekonomisini canlandırmış…
Bir ülke düşününki; kendi ürettiğini tüketir olmuş…
Bir ülke düşününki; uyguladığı bu modelle ekonomisini dünyanın kendi kendine yeten 7 ülkesinden biri yapmış…
Bir ülke düşününki; ürettiği kadar tüketen toplumsal yapı oluşmuş…
Bir ülke düşününki; yedi düvele karşı verdiği askeri savaşı tüm halkıyla bütünleşerek kazanmış…
Bir ülke düşününki; savaştan sonra özel sermaye birikimi yok…
Bir ülke düşününki; sanayi yatırımlarını, yeterli özel sermaye birikimi sağlanınca devredilmek üzere kendisi yapıyor…
Bir ülke düşününki; üretim ekonomisinin yatırımlarını bölgelere stratejik önemiyle yapıyor…
Bir ülke düşününki; tüm bunları yaparken sırtındaki miras kalan borcunu ödüyor…
…işte tüm bunları bir arada yapan “Mustafa Kemal ATATÜRK’ün TÜRKİYE’sidir”.

****

Kuruluşundan sonra on yıl içinde tüm bunları yaşama geçirmiş bir ülkedir “TÜRKİYE CUMHURİYETİ”… Onuncu yıl marşı’da o dönemi ve içeriğini anlatmaktadır. Mustafa Kemal ATATÜRK o günün koşullarında bile, kazandığı siyasi bağımsızlığı sürdürebilmek için önce ekonomik bağımsızlığın kazanılması gerekliliğinden hareketle bu modeli seçerek başarı sağlamışlar ve dünyaya başı dik durmayı öğretmişlerdir.
Oysa biz bugün atalarımızın kurduğu ekonomik kaleleri bir bir, uluslararası sermayenin isteği doğrultusunda yok etmeyi zafer sayıyoruz…

Kimisini ekonomik ömrünü tamamladı gerekçesiyle kapatıyoruz. Kimisini (çok kar’lı olanları) dünya ile bütünleşiyoruz, yabancı sermayeyi ülkemize çekmek zorundayız, kalkınmamız için bunu yapmak zorundayız, şarkılarıyla peşkeş çekiyoruz.

Önce meseleye insan olmanın gereği ile bakmak gerekiyor. Her insanın bir vatanı vardır. Bizimde bir vatanımız var. Ve bu vatanı biz emperyalistlere karşı verdiğimiz kurtuluş savaşı sonrası kazandık. Onun için benim vatanımın her karış toprağı ve her ekonomik değeri olan kuruluşu, her manevi değeri olan yapısı çok kıymetlidir. Oysa sermayenin vatanı yoktur. Nerede büyüyecekse oraya gider. Ana mantığı tamamen kar’a dayalıdır ve kar etmeyeceği yere gitmez. Sermayenin her yatırım yaptığı yerde üretim vardır, üreten vardır, sömürü vardır. Burada üretenler sömürüyü en aza indirmek için, yarattıkları değerden pay almak için mücadele verirler. Üretenler bu mücadeleyi kendi kurdukları örgütler olan sendikaları ile verirler.

****

Bu günlerde ülkemizde bir özelleştirme furyası yaşanıyor. Bunlardan biriside TÜPRAŞ… Bilindiği üzere PETROL, işlenerek ekonomik faaliyetlerde kullanılmaya başlandığından bu yana, uluslararası alanda hem ekonomik hem politik koşulları belirleyen en önemli güç olmuştur ve olmaya da devam etmektedir.

Zaten dünyamızda tüm savaşların nedeni ekonomiktir. Bizim çok yakından bildiğimiz savaşlardan örneklendirirsek çok daha somuta inmiş oluruz. Birinci dünya savaşını düşünelim… Osmanlının hangi enerji kaynaklarının üzerinde oturduğunu düşünelim… Irak’ın işgalini düşünelim… Dünya enerji kaynaklarının Irak’ta ne kadarının olduğunu düşünelim…??? Haa, bunları düşünürken bu zengin kaynaklara sahip olmayan Bosna-Hersek katliamının yıllarca nasıl seyredildiğini de unutmadan düşünelim…

TÜPRAŞ için, bizden yetki alarak hükümet edenler, parayı kim çok verirse ona veririz, diyerek kestirip atıyorlar. Soytarı medyanın yoğun çabalarıyla da duyarsızlığı aşılamaya çalışıyorlar. Tüm bunlara dur diyebilmek için, demokrasinin olmazsa olmazlarından olan sivil toplum örgütleri tarafından yapılandırılmış, eşitlikçi, katılımcı, çevreci, dayanışmacı, barışçı bir iradi müdahale kaçınılmazdır.

Petrol-iş Sendikası, ülke çıkarı, halk çıkarı adına duyarlılık göstererek ve mücadele çemberini geniş tutarak, paneller, imza kampanyaları, basın toplantıları düzenliyor, kitapçıklar, broşürler bastırıp halka dağıtıyor, halkı ve kamuoyunu bilgilendiriyor, duyarlı kesimi ortak mücadeleye çağırıyor.

Petrol-İş Sendikasının, tamamı devletin kendi verilerine dayanan bilgileri içeren kitapçığını inceledim. İsterim ki bütün halkımız bu kitapçığı okusun ve gerçekleri tüm çıplaklığıyla görsün.

PETROL-İŞ DİYORKİ;

-“Dünyanın paylaşılmasında önemli rol oynayan ve çokuluslu şirketler olarak faaliyet yürüten dünya petrol şirketlerinin tamamı, arama, ham petrol üretimi, taşıma, rafinaj, petrokimya, enerji ve dağıtım zinciri biçiminde dikey entegre bir yapıdadırlar”.
-“TÜPRAŞ, Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşudur. 2004 yılında, 16,1 milyar dolar ciro yapmış ve 8,2 milyar dolar ülke ekonomisine katkı sağlamış bir kamu kuruluşudur”.
-“ TÜPRAŞ’ın 27,6 milyon ton/yıl ham petrol işleme kapasitesi vardır ve işletme yüzde 92,8 kapasite ile üretim yapmaktadır”.
-“ TÜPRAŞ, Avrupa’nın 5’inci büyük rafineri şirketi, bölgemizin en gelişkin ve ülkemizin tek rafinerisidir”.
-“ TÜPRAŞ, yüzde 27,1’i yüksek, yüzde 61,2’si endüstri meslek lisesi ve dengi okullardan mezun teknik ve idari kadrosu nitelikli, yetişmiş ve örgütlü işgücüne sahiptir”.
-“ TÜPRAŞ, yatırım, personel maaşı ve tün harcamaları kendi öz kaynaklarından yapmaktadır”.
-“ TÜPRAŞ, yaygın ve düşük maliyetle ham petrol temin etme seçeneklerine sahiptir”.
-“ TÜPRAŞ’ın Türkiye ekonomisindeki yeri ve toplumsal çıkarın korunmasındaki rolü bellidir”.
-“ TÜPRAŞ’ın özel sektöre satılması [geleceğimizin satılması] satılmasıdır”.
-“ TÜPRAŞ 2,1 milyar dolar tutarındaki yatırımlarıyla AB standartlarında ve kalitesinde ürün üretimi gerçekleştirerek, AB ülkeleriyle rekabet etmektedir”.
-“ TÜPRAŞ’ın yurtiçi Pazar payı yüzde 68,9 oranındadır ve yüzde 31,1 üretim açığı bulunmaktadır, bu oranda dışa bağımlı durumdayız”.
-“Bu ülkenin gereksinim açığını kapatması için yeni yatırımlar ihtiyaç vardır”.
-“ TÜPRAŞ’ı satarsanız, dışa bağımlılığımız artacak, ülkemiz, petrol ürünlerinin açık pazarı konumuna gelecek, sektörde üretimin, fiyatların, pazarın kontrolü, denetimi tamamen yabancı/yerli özel şirketlere geçecektir”.

Özetle; Erdemir’i, Seydişehir’i, TÜPRAŞ’ı almak ve satmak isteyenler: Bu ülkenin daha çok üretime ve üretim alanlarına ihtiyacı var.
Bu ülkeyi bir miktar seviyorsanız, bir Erdemir, bir Seydişehir, bir TÜPRAŞ’ta siz kurun… Nasıl olsa bu kurumları alacak kadar paranız var?…

Yaşamı paylaşmak adına buluşmak dileğiyle…

Daha Fazla Göster
Başa dön tuşu